Hayata Dair

İnsan Haklarının İlahi Temelleri (3’üncü bölüm)

İnsan Haklarının İlahi Temelleri (3’üncü bölüm) … “Nihayet İmparatorluğun yıkılmasından sonra küçük prensliklere bölünen Hristiyan dünyasında papalık ve kilise teşkilatı en etkili siyasi güç durumuna yükseldi…” ayrıntılar hayaldefterim de…
Prof. Dr. Şükrü KARATEPE

İnsan Haklarının İlahi Temelleri (3’üncü bölüm)

Romalılar, Hristiyanlığın ilk dönemlerinde Hz. İsa’ya inananlara çok zulüm yaptılar. Fakat uzun mücadeleler sonunda güçlenen Hristiyanlık, sonunda Romanın resmi dini oldu. Merkezi Vatikan olmak üzere, Hristiyan dünyasının tamamını kontrol eden geniş bir merkezi teşkilat kuran papalık, devlet içinde devlet olmuştu. Devletin gücü azaldıkça papalığın gücü arttı. Nihayet İmparatorluğun yıkılmasından sonra küçük prensliklere bölünen Hristiyan dünyasında papalık ve kilise teşkilatı en etkili siyasi güç durumuna yükseldi. Emrindeki geniş teşkilatı kullanarak siyasi, sosyal, kültürel ve dini hayatı tamamen tekeline geçiren kilise, her alanda doğru olanın ölçüsünü kendisi koymaya başladı. Papazların, kendilerine itaat etmeyen kralları bile aforoz ederek tahttan uzaklaştırabildiği bu dönemde Avrupa’da Katoliklik dışındaki din ve mezhepler yasaklanmıştı.

“Katoliklik dışındaki Hristiyan mezheplerine hürriyet tanındı”

Papanın ve ruhbanlar teşkilatının toplum üzerindeki hakimiyeti, Avrupa’nın dışa açılmasına kadar devam etti. Haçlı Seferleri ve coğrafi keşiflerle dışa açılan Avrupalılar, insanların Katoliklik dışındaki din ve mezheplere inandıklarını, İslâm ülkelerinde Hristiyan, Müslüman ve Yahudilerin aynı yerleşim merkezlerinde bir arada yaşadıklarını, aralarında evlilik yaparak akrabalık kurduklarını gördüler. Bilgi ve görgüsü artan Avrupalılar, papazların toplum üzerindeki mutlak egemenliğine karşı mücadele başlattılar. Bu mücadelenin ilk aşamasında Katoliklik dışındaki Hristiyan mezheplerine hürriyet tanındı. Sömürgecilik döneminde ise Müslüman, Hindu ve Budist toplulukları yönetmek durumunda kalan Avrupalılar, bu din ve mezheplere mensup olanların hak ve hürriyetlerini tanımak zorunda kaldılar.

“Avrupa’da soylular, yönetme yetkisini tekellerinde tutuyor…”

Rönesans ve reform hareketleriyle kiliseye karşı verilen mücadele, Fransız İhtilali ile kesin zafere ulaştı. Fransız İhtilalinin fikrî temellerini hazırlayan 18. yüzyıl düşünürleri, modern anayasalarda yer alan hak ve hürriyetlerin hayata geçirilmesinde öncülük yaptılar. 18. yüzyıl düşünürlerinin ve Fransız İhtilalinin getirmiş olduğu en büyük yenilik, “soyluların yönetim tekeline vermek” olmuştur. Bu tarihe kadar Avrupa’da soylular, yönetme yetkisini tekellerinde tutuyor ve bu yetkinin kendilerine doğuştan verilen ayrıcalık olduğunu savunuyorlardı. Doğrusu, kilise ve rahipler de bu görüşü benimsiyor ve soylularla iktidarı paylaşıyorlardı. Nerede bir kral yada prens varsa yanında bir papaz ya da kardinal yer alıyor ve kullanılan iktidarı tanrı adına meşrulaştırıyordu.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu