Hayata Dair

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları … “Gebe kadınlar hamileliklerinde basit bir nezle bile geçirseler, kendi kendilerine tedavi etmeye kalkmamalılar ve ilaç kullanmamalıdırlar…” ayrıntılar hayaldefterim de…

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları
Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları

Enfeksiyon Hastalıkları Nedir?

Enfeksiyon hastalığı giren mikropların yol açtığı hastalıklardır. Her hastalığa yol açan mikrop farklıdır. Genel olarak hemen her enfeksiyon hastalığında vücudumuzda ağrı, ateş, döküntü, şişme gibi belirtiler olur. Kimi zaman bu enfeksiyonlar, vücudumuzun kendi yöntemleriyle bas edebileceği kadar basit ve hafif geçebilir. Bazen de yaşamsal tehlike yaratacak kadar ciddi hastalıklara neden olurlar.

Gebelikte geçirilen enfeksiyon hastalıkları, hastalığın çok ağır olmaması durumunda bile anne karnındaki bebek için ciddi tehlikeler yaratabilir. Bu nedenle gebe kadınlar hamileliklerinde basit bir nezle bile geçirseler, kendi kendilerine tedavi etmeye kalkmamalılar ve ilaç kullanmamalıdırlar. Bunun yerine enfeksiyondan şüphelenilen her durumda mutlaka doktora başvurmalıdırlar.

Gebelikte geçirildiğinde bebeğe zarar verecek ve özürlü doğmasına neden olabilecek temel bazı hastalıklar vardır. Bu hastalıklara ilgili bilgileri aşağıda ayrıntılı olarak görebilirsiniz.

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları: SUÇİÇEĞİ

su çiçeği
su çiçeği

Suçiçeği, çocuklukta geçirildiğinde ciddi sorunlara yol açmazken, yetişkinlik çağında geçirildiğinde tehlikeli olabilen bir hastalıktır. İçi su dolu kaşıntılı döküntüleriniz ve ateşiniz varsa suçiçeği geçiriyor olabilirsiniz. Hastalığın belirtileri virüs vücuda yerleştikten 14-18 gün sonra görülür. Suçiçeği, özellikle hamilelik döneminde geçirildiğinde, anne karnındaki bebeğin özürlü doğmasına neden olabilir.

Suçiçeğinin anne karnındaki bebeğe etkileri nelerdir?

Gebelikte suçiçeği geçirilmesi, bebeklerde yaralar, kas ve kemiklerde bozulmalar, kel ya da bacaklarda felç. normalden küçük kafa, körlük, epilepsi ve zekâ geriliği gibi bir grup sorunu içeren ve “Konjenital varicella sendromu” olarak isimlendirilen sorunların gelişmesine neden olabilmektedir.

Eğer anne adayı hamileliğinin ilk 20 haftasında suçiçeği geçirirse bebeklerinde bu sorunların görülme olasılığı daha yüksektir. 20. haftadan sonra suçiçeğine yakalanan gebe kadınların bebekleri bunlardan daha az etkilenmektedirler.

Eğer annede doğumdan 5 gün önce veya 2 gün sonra döküntü olursa, bebeklerin %25-50’sine hastalık bulaşmakta ve doğumdan sonra 5-10 gün arasında döküntüler ortaya çıkmaktadır. Tedavi edilmezse bu bebeklerin % 30’u ölmektedir.

Hamilelikte suçiçeği nasıl önlenir?

Eğer çocukken suçiçeği geçirmişseniz tekrar yakalanmazsınız. Hamile kalmadan önce suçiçeği geçirip geçirmediğinizden emin değilseniz o zaman bir kan testi yaptırarak bunu anlayabilirsiniz. Kan testi sizin daha önce suçiçeği geçirdiğinizi gösteriyorsa bebek için endişelenmenizi gerektiren bir durum yoktur. Fakat testler suçiçeği geçirmediğinizi gösteriyorsa, hamile kalmadan önce aşı yaptırmanız gerekir. Aşı hamilelik süresinde suçiçeğine yakalanmanızı önleyecektir. Aşı olmanız durumunda hamile kalmak için aşıdan sonra üç ay beklemelisiniz.

Hamile kaldığınızı fark ettikten sonra, suçiçeği geçirmediğiniz anlaşılsa bile aşı olmamalısınız. Bu durumda aşı bebeğe zarar verecektir.

Suçiçeği kolay bulaşan bir hastalıktır. Hasta olan bireyin nefesi ya da döküntüleri ile geçebilir. Hamile kadın, yakınında bulunan hasta birinden veya yakın zamanda aşılanmış bir çocuktan hastalığı kapabilir. Bu nedenle hamile kadınlar, bulaşıcı hastalığı olan bireylerden ve yeni aşılanmış çocuklardan uzak durmalıdır.

Eğer hamile bir kadın suçiçeği olan biriyle, yeni aşılanmış bir çocukla karşılaşırsa veya bu hastalığa yakalandığına dair bir şüphe diyarsa mutlaka bir doktora başvurmalıdır.

Yapılan kan testinde bir şüphe ortaya çıkarsa hemen tedaviye başlamak hastalığı önleyebilir veya ciddiyetini azaltabilir.

Suçiçeği tedaviden sonra tekrar ortaya çıkarsa, zona adı verilen ve döküntülerle ortaya çıkan bir hastalığa neden olmaktadır. Hamilelik döneminde zona (gece yanığı) geçirilmesi, doğumsal özürlere neden olabilir.

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları: SİTOMEGALOVİRÜS (CMV)

Sitomegalovirüs CMV
Sitomegalovirüs CMV

Sitomegalovirüs (CMV) genellikle herhangi özel bir belirtisi olmadan ortaya çıkan, çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bir hastalıktır. Yetişkinlerde boğaz ağrısı, ateş, vücut ağrıları ve yorgunluk gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Ancak ciddi bir hastalığa neden olmaz, herhangi bir belirti göstermeden de geçirilmiş olabilir.

Hamile kadınların bu hastalığa yakalanması durumunda virüs bebeğe geçebilir ve bazı durumlarda bebekte ölüme veya özürlülüğe neden olabilir.

CMV bebeği nasıl etkiler?

Anne adayı bu hastalığı hamileliğinde, doğum sırasında ve bebeği emzirirken geçirebilir. Hamileliğin ilk 20 haftasında geçirilen CMV bebeklere ciddi biçimde zarar verebilir. Gebeliğin son dönemlerinde veya emzirirken hastalığa yakalanırsa bu bebek açısından önemli bir tehlike oluşturmaz.

Anne karnında iken CMV hastalığına yakalanan bebeklerin %90’ı doğumda herhangi bir belirti göstermez. Ama bu bebeklerin en azından %15’inde 1-2 yaşlarında nörolojik anormallikler nedeni ile zekâ geriliği, öğrenme güçlüğü, işitme ve görme kaybı gibi durumlar ortaya çıkar. Doğumsal CMV enfeksiyonu çocuklarda işitme kaybının ana nedenlerindendir.

Bu hastalığa yakalanan bebeklerin çok az bir kısmında doğduğu anda dalak ve karaciğer büyümesi, sarılık, yaygın döküntü gibi belirtiler olabilir.

CMV nasıl önlenir?

CMV, idrar, kan, tükürük, sümük gibi vücut salgılarına temasla geçer. Ayrıca cinsel ilişki ve hastalık bulaşmış kan ürünleri ile de geçebilir. Teşhisi zor ve tedavisi olmayan bir hastalıktır. Bu nedenle CMV’ye yakalanmamanın en iyi yolu koruyucu önlemler almaktır. Bunun için hastalığı olan kişilerle yakın temasa geçmemeniz ve temizliğinize çok dikkat etmeniz gerekir.

Grup halinde bulunan çocukların en azından % 70’i 1-3 yaş arasında bu hastalığı geçirmektedirler. Özellikle evinde başka çocukları olan veya grup halindeki (okul, kreş, yuva vb. yerlerde) çocuklarla çalışan kadınların bu hastalığa yakalanma riski daha fazladır. Çocukların idrar, tükürük, sümük gibi salgılarına dokunduğunuz zaman ellerinizi mutlaka sabunlu suyla yıkamalı, çocuk bezlerini, mendilleri vb. dikkatlice yıkamalı veya atmalı; çocukların kullandıkları bardak ve tabakları kullanmamalısınız.

Ayrıca hastalığa yakalanma riski yüksek olan bu kadınların hamilelik öncesi ve hamilelik sırasında test yaptırması önerilmektedir. Hastalığın ciddi bir belirtisi yoktur, geçirmiş olduğunuz halde anlamayabilirsiniz. Bu nedenle gebeliğiniz süresince korunmaya özen göstermelisiniz. CMV’yi daha önce geçirmiş olmanız tekrar geçirmeyeceğiniz anlamına gelmez.

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları: CİNSEL ORGAN HERPESİ

Cinsel Organ Herpesi
Cinsel Organ Herpesi

Cinsel organ herpesi, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Bu hastalık hamilelikte geçirildiğinde, bebeklerin sağlığı üzerinde zararlı etkileri olabilir. Cinsel organ herpesi olan birçok kadının bebeği sağlıklı olur, ancak küçük bir kısmı hamilelik veya doğum sırasında bu hastalığı bebeklerine geçirirler. Bu nedenle hamile bir kadın için bu hastalığın belirtilerini fark etmek, sonra da acil çözüm aramak önemlidir.

Herpes hastalığının belirtileri nelerdir?

Herpese yakalandıktan kısa bir süre sonra kişinin cinsel bölgelerinde su kabarcıkları oluşur. Bu kabarcıklar kaşıntılı ve ağrılıdır. Kabarcıklar açıldığında ağrı veren yaralar kaybolur. Ateş, yorgunluk, ağrı, acı ve akıntı olur. Yaralar ortaya çıktıktan sonra, genellikle üç hafta içinde kaybolur. Bazı insanlar bu hastalığı bir kez yaşarlar, ancak bazılarında hayatları boyunca zaman zaman tekrarlayabilir.

Herpes virüsünün iki çeşidi vardır. Birincisinde, ağız ve dudakların etrafında yaralar (uçuklar) oluşur. İkincisinde ise, cinsel bölgelerde yaralar (uçuklar) görülür. Hem ağız hem de cinsel organlar etrafında birlikte görüldüğü durumlar da olabilir.

Sıcaklık, sürtünme, cinsel ilişki, adet görme, ateş ve stres gibi olaylar yaraların artmasına neden olabilir.

İlk kez meydana geldiğinde veya tekrar ortaya çıktığında herpes hastalığı belirti vermeyebilir ve bu nedenle teşhis edilemeyebilir. Sonuç olarak kadınlar cinsel organ herpesi oldukları halde, bunun farkında olmayabilirler. Belirtileri ortaya çıkmasa ve kişi bu hastalığa yakalandığının farkında olmasa da hastalık bebeğe geçebilir.

Herpesin bebeğe etkileri nelerdir?

Cinsel organ herpesi, kadınlarda sık görülen bir hastalıktır. En azından beş kadından biri hamilelik döneminde veya daha önceden bu hastalığı geçirmiştir, ancak çoğu zaman hastalığa yakalanmış olduklarını fark etmezler. Cinsel organ herpesi olan kadınların yaklaşık yarısı belirti görülsün veya görülmesin, hastalığı bebeklerine bulaştırmakladırlar. Eğer kadın hamileliği döneminde bu hastalığa ilk kez yakalanmışsa bebeğine bulaşma olasılığı daha yüksektir Çünkü bu kadınlarda hastalıkla bas eden mekanizmalar gelişmemiştir.

Hastalık bebeğe bulaştığı takdirde, bebeklerin bazılarında den ve ağız yaraları veya göz sorunlar gelişebilir Hastalık ilerlemezse, bebek normal gelişimini tamamlayabilir. Buna karşın bebeğin sinir sistemi ve gözlerinde kalıcı zararlara da yol açabilir. Bazen herpes hastalığı bebeklerde beyine ve diğer organlara yayılır, Hastalık bulaşan bebeklerde huzursuzluk, beslenme zorlukları ve epilepsi görülür. İç organlarına hastalık yayılan bebeklerin yarısı tedaviye rağmen ölür. Hayatta kalan bebeklerde ise, zekâ geriliği, serebral palsi, epilepsi, körlük ya da sağırlık gibi ciddi özürlülük durumları ortaya çıkar

Kadınlar, hamileliğin son dönemlerinde bu hastalığı geçirilirse, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riski artmaktadır.

Eğer doğum sırasında kadında aktif herpes olduğu anlaşılırsa doğum sezaryenle yapılmalıdır. Bu durumda hastalığın bebeğe geçmesi önlenebilir. Doğum sırasında hastalık belirtisi yoksa, kadının tekrarlayan herpesi olsa da, normal doğum daha güvenlidir. Annelerdeki gizli herpese karşı bebekleri korumaya yönelik bir yöntem yoktur.

Cinsel organ herpesi nasıl önlenir?

Herpes cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Hastalıktan korunmak için, cinsel ilişkiye girdiğiniz bireyin bu hastalığı taşımadığından emin olmalısınız. Bu da tek eşli bir ilişki ile daha kolay sağlanabilir. Erkekte herpes varsa, cinsel ilişkiden kaçınılmalı ve prezervatif kullanılmalıdır. Eğer erkeğin herpes virüsü taşıdığı biliniyorsa hamileliğin son ayında cinsel ilişkiden kaçınılması gerekir.

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları: GRUP B STREPTOKOK (GBS) ENFEKSİYONU

GRUP B STREPTOKOK
GRUP B STREPTOKOK

Grup B Streptokok (GBS) Enfeksiyonu, gebe kadınlarda oldukça sik görülen bir hastalıktır, Genelde vajina (hazne) ya da rektumda (kalın bağırsağın son kısmı) oluşur. GBS Grup A streptokokları ile karıştırılmamalıdır. Grup A streptokokları boğaza yerleşir ve yaşamsal tehlike yaratırlar, Hamile kadınların % 10-30’u vajina veya rektal bölgede GBS mikrobu taşımaktadır, fakat çok azının bebeklerinde bu enfeksiyon gelişir. Kadınlardaki GBS’nin tedavi edilmesiyle bebeklere geçmesi önlenebilir. Hastalık bebeklere bulaştığı takdirde ol0 ya da özürlü doğumlara neden olur.

GBS’nin Bebeğe Etkileri Nelerdir?

GBS bebeklere erken veya geç dönemde bulaşabilir. Erken dönem enfeksiyonlarda bebekler özellikle ilk altı saatte, genellikle de doğumdan sonraki 7 gün içinde belirti gösterirler. Geç dönem enfeksiyonlarda da 7 günden sonra ve ilk üç ay içinde belirtiler görülebilir.

GBS enfeksiyonu alan bebeklerin yaklaşık % 80’inde erken dönem formu görülür. Bunlar genellikle doğum sırasında anneden bebeğe geçer. Geç dönem enfeksiyonlar doğumda geçebilir ya da diğer kaynaklardan bulaşabilir (örn: sağlık ekibi veya aile bireylerinin temizlik koşullarına uymaması).

Erken dönem GBS enfeksiyonu bebeklerde zatürre, sepsis (kan enfeksiyonu) ve menenjite yol açabilir. Geç dönem GBS de menenjit riski daha fazladır.

Antibiyotik tedavisine rağmen GBSli bebeklerin % 6’si ölür. Yaşayan bebeklerin % 90’nda menenjit olmaz ve normal gelişim gösterir. Menenjit olan bebeklerin yaklaşık % 30’u serebral palsi, görme ve işitme kaybı ve zeka geriliği gibi nörolojik sorunlar yaşarlar.

GBS NASIL ÖNLENİR?

Vücudumuzda GBS mikrobu taşıdığımız halde, hastalığın belirtilerini göstermeyebiliriz. Bu mikrop daha çok hamile kadınlar ve bebeklerde hastalığa yol açar, daha nadir olarak da yaşlılarda, kanser ve şeker gibi hastalıkları olan yetişkinlerde sorunlara neden olur.

GBS hamilelik ve doğum sırasında anneye antibiyotik verilerek tedavi edilebilir.

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları: KIZAMIKÇIK

hamilelikte kızamıkçık

Kızamıkçık (Alman Kızamığı) bulaşıcı bir hastalıktır. Genellikle çocuklarda görülür, ancak yetişkinler de bu hastalığa yakalanabilirler Döküntüler, lenf bezlerinde şişme ve özellikle yetişkinlerde eklem ağrıları ile ortaya çıkar. Döküntüler üç gün içinde geçer, hafif ateş döküntülere eşlik edebilir. Yetişkinlerde ve ergenlerde çocuklardan daha fazla baş ağrısı, iştah kaybı ve boğaz ağrısı görülür, bazen de hiçbir belirti görülmez.

Kızamıkçığa neden olan virüs, kızamığa neden olandan farkıdır. Bu nedenle birine karşı bağışıklığın olması diğer hastalığa yakalanmayı engellemez.

Kızamıkçığın Bebeğe Etkileri Nelerdir?

Gebelikte kızamıkçık hastalığına yakalanan annelerin hamilelikleri sıklıkla düşük ya da ölü doğumla sonuçlanır. Bu hastalığa gebeliğin ilk aylarında yakalanmak daha büyük bir risk oluşturur

Gebeliğin ilk üç ayında kızamıkçık geçiren annelerin %25’inin bebekleri bir veya daha fazla özürle doğabilir, bunlara doğumsal kızamıkçık sendromu denir. Bebekte, gelişme geriliği, göme deri, işitme kaybı, kalp sorunları, zeka geriliği ve az bir olasılıkla da olsa serebral palsi gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Hastalığın bulaştığı bebekler doğduklarında düşük doğum ağırlığı, ishal, zatürre, menenjit ve kansızlık gibi sorunlarla karşılaşabilirler. Bu bebeklerde geçici kanama bozuklukları ve kolay kanama eğilimi olduğundan, yüzlerinde ve vücutlarında kırmızı, mor lekeler ortaya çıkabilir, dalak ve karaciğer büyümesi görülebilir.

Hastalık bulaşan bebekler normal doğabilir ve bebekliklerinde normal gelişme gösterebilirler. Buna karşın gebeliğinde kızamıkçık geçiren annelerin çocukları dikkatli incelenmelidir, çünkü bu bebeklerde çocukluk çağında görme, işitme, öğrenme ve davranış bozuklukları oluşabilir.

Doğumsal kızamıkçık sendromu ile doğan bebeklerin çocukluk ya da yetişkinlik çağında şeker hastası olma riski de yüksektir.

Doğumsal Kızamıkçık Sendromu Önlenebilir mi?

Gebelik sırasında kızamıkçığa yakalanmanız halinde bunun bebeğe yapacağı zararlı etkileri önlemenin bir yolu yoktur. Bu nedenle gebe kalmadan önce test yaptırarak önceden kızamıkçık geçirip geçirmediğinizi mutlaka öğrenmelisiniz. Hamilelikten önce hiç kızamıkçık geçirmediğiniz anlaşılırsa, hamilelikten önce mutlaka kızamıkçık aşısı olmalı ve gebe kalmak için üç ay beklemelisiniz.

Çocukluk ya da yetişkinlik çağında çok ağır belirtiler vermeden yani kızamıkçık olduğunuzu anlamadan bu hastalığı geçirmiş olabilirsiniz. Bunu ancak test yaptırarak anlayabilirsiniz. Hastalık hamilelik öncesinde geçirilmişse aşı olmaya gerek yoktur.

Kızamıkçık bulaşma olasılığı yüksek olan bir hastalıktır. Hamile kalmadan önce kızamıkçık geçirip geçilmediğinizi bilmiyorsanız ve test yaptıramamışsanız, özelikle gebeliğin ilk aylarında düzenli kontrollerinizi yaptırmalısınız. Bu hastalığı taşıyan insanlardan uzak durmalı, başkalarının özel eşyalarını kullanmamalı, temizliğinize çok dikkat etmelisiniz.

Hamilelik sırasında aşı olmak bebek için tehlikelidir, ancak doğumdan sonra aşı olarak bir sonraki çocuğunuzu koruyabilirsiniz.

Her kadın hamile kalmadan önce kızamıkçık geçirip geçirmediğini test etmeli, eğer bağışıklığı yoksa aşı olmalıdır

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları: TOKSOPLAZMA

TOKSOPLAZMA
TOKSOPLAZMA

Toksoplazmaya neden olan mikroplar özellikle kedi gibi bazı memeli hayvanlarda yaşar. Bu hastalık kedi dışkısı, çiğ veya az pişmiş etlerle temas eden kişilere bulaşır. Ayrıca pişmemiş keçi sütü ve çiğ yumurta ile geçebilir. Kedi dışkılarına konan uçan böcekler ve hamam böcekleri de hastalığı taşıyabilir.

Kediler hastalıklı fare ya da kuş yedikleri zaman, mikrop kedilerin bağırsaklarında ürer ve bir gün içinde bulaşıcı hale gelir.

Toksoplazma, çok sik görülen bir hastalıktır. Genel olarak toplumda her üç kişiden biri bu hastalığa yakalanmaktadır. Ateş, yorgunluk, boğaz ağrısı ve deri döküntüsü gibi belirtilerle ortaya çıkar. Belirtileri çok hafiftir, bazen de hiç belirti olmaz. Yaşamınızın bir döneminde hasta olduğunuzu fark etmeden toksoplazma geçirmiş olabilirsiniz.

Hamilelikte geçirilen toksoplazma bebeğe ciddi zararlar verebilir Hamile kadınlar alacakları basit önlemlerle bu hastalığa yakalanma olasılıklarını ciddi biçimde düşürebilirler. Hamileliklerin yarıdan fazlası planlı gerçekleşmediği için hamile olma olasılığı bulunan bütün kadınlar bu önlemleri almalıdır.

Toksoplazmanın Bebekteki Etkileri Nelerdir?

Hamileliğin ilk dönemlerinde toksoplazmaya yakalanan kadınların % 40’s bu hastalığı bebeklerine geçirirler. Bebeğin hastalığa yakalanma riski ve hastalığın ciddiyet. Annenin hastalığa yakalanma zamanı ile ilgilidir. Hamileliğin ilk üç ayında hastalığa yakalanan kadınların % 15; 3-6 aylarında yakalananların % 30’u, 6-9 ayda yakalananların 65’i hastalığı bebeklerine geçirirler.

Fakat ilk aylarda geçirilen toksoplazmanın bebekteki etkileri daha fazla olur.

Toksoplazmaya yakalanan bebeklerin % 90’ı doğumda normal görünmekle birlikte, doğumu takip eden bir yıl içinde % 80-90’nda görme sorunları ortaya çıkabilir. %10’unda işitme kaybı ve öğrenme bozuklukları görülebilir. Hamilelik sırasında toksoplazmaya yakalanmak ayni zamanda düşük ve ölü doğuma yol açar.

Bebeklerin % 10’unda toksoplazma belirtileri doğumda görülür. Bu çocuklarda ciddi düzeyde göz sorunları, dalak ve karaciğer büyümesi, sarılık, zatürre gibi problemler görülür. Bazıları birkaç gün içinde ölür.

Hayatta kalanlarda ise zekâ geriliği, görme özrü, serebral palsi ve felç olabilir.

Toksoplazma Nasıl Önlenir?

Kişi yaşam boyunca hastalığı aktif biçimde yalnızca bir kez geçirir. Vücutta kalsa bile zarar vermez, ancak bağışıklık sistemi bozulduğunda yeniden ortaya çıkabilir. Toksoplazma bir kan testiyle ortaya çıkarılabilir. Hamile kalmadan bu testlerin yapılmasının gerekip gerekmediği doktorla konuşulmalıdır.

Hastalıktan korunmanın en etkili yolu hastalığın bulaşmasını önlemektir. Çocuk sahibi olma olasılığı olan kadınlar hastalığın bulaşma kaynaklarından uzaklaşarak kendilerini koruyabilirler. Özellikle gebelik döneminde toksoplazmaya yakalanmamak için aşağıdaki önlemleri almalısınız:

*Kedilerden uzak durun, kedi artıklarını mutlaka evden uzaklaştırın, kedi dışkılarını temizlemeyin.

* Kedilerinizi çiğ etle beslemeyin.

* Kedilerinizin kuş ve fare yemesine engel olun.

* Eğer kediniz dışarıya sık çıkıyorsa, onu yüzünüze yaklaştırmayın. Yatağınızdan, battaniyelerden, yastık ve çarşaflardan, mutfak malzemelerinden uzak tutun.

* Çiğ ya da az pişmiş et yemeyin. Özellikle kuzu eti ve çiğ köfte, sucuk, salam, sosis, pastırma gibi besinleri pişirmeden yemeyin. Et en az 160 derecede pişmelidir.

* Eğer çiğ ete dokunmuşsanız elinizi hemen sabunla yıkayın, elinizi yıkamadan gözünüze, burnunuza ve ağzınıza dokunmayın.

* Meyve ve sebzeleri yıkamadan yemeyin.

* Bahçeyle uğraşırken eldiven giyin; toprak kedi dışkıları içerebilir. Elinizi göz ve ağzınızdan uzak tutun. İşiniz bitince ellerinizi hemen yıkayın.

* Mümkün olduğunca bağ bahçe ve tarla işlerinden uzak durun.

Toksoplazma Teşhis ve Tedavisi

Toksoplazma hamilelik sürecinde ya da öncesinde yapılan kan testiyle teşhis edilir. Eğer hamile kadında aktif bir toksoplazma enfeksiyonu varsa özel bir test daha yapılır ve bebeğe bulaşıp bulaşmadığı araştırılır. Amniyosentez ve ultrason toksoplazmanın bebeğe bulaşıp bulaşmadığını ve ciddiyetini gösterebilir. Bebeğe bulaştığı saptanırsa anneye tedavi uygulanır. Bu durumda bebekteki olası etkilerinin ciddiyeti azaltılmış olur.

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları: TETANOS

TETANOS
TETANOS

Tetanos “clostridium tefani” ismi verilen bir bakterinin vücudumuza girmesiyle oluşan, sinir sistemini etkileyen ve kasların ağrılı biçimde kasılmasıyla kendini gösteren bir hastalıktır. İleri durumlarda solunum yollarının felç olmasına ve solunum yetmezliğinden ölüme neden olabilen ciddi bir sorundur.

Tetanos, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha sık görülen bir hastalıktır. Hastalığın en önemli nedeni hijyene, yani temizlik kurallarına yeterince dikkat edilmemesidir. Gelişmekte olan ülkelerde özellikle doğum sonrası bebeklerde sıkça görülen tetanosa, gelişmiş ülkelerde daha çok ileri yaşlarda rastlanır.

Nemli iklimin hâkim olduğu, hayvan dışkısının gübre olarak kullanıldığı, tarım yapılan bölgelerde daha yaygındır.

Nasıl Bulaşır?

Tetanos her yaşta görülebilecek bir hastalıktır. Halk arasında deriye paslı cisimlerin batması ile tetanos hastalığının bulaştığı düşünülür. Ama sanıldığının aksine, tetanos sadece paslı cisimlerin batması ile oluşmaz.

Tetanos mikrobu kıymık, diken, kirli çivi gibi yabancı cisim batması, trafik kazaları, kesici aletlerle yaralanma, böcek sokması, köpek ve kedi ısırığı vb. ile deriden vücuda girer. Herhangi bir yaralanma veya yabancı cisim batması sonucu yaraya yapılan müdahalelerde temizlik kurallarına uyulmaması hastalığın bulaşmasına neden olur. Özellikle kırsal kesimde bulunan toprak, toz, insan ve hayvan dışkıları bu hastalığa neden olan mikrobu taşırlar.

Ciddi yaralanmalarda büyük olasılıkla doktor müdahale edeceği için tetanos riskine karşı gerekli önlemleri alacaktır. Ancak asıl tehlike günlük yaşamda karşılaştığımız basit yaralanmalar, sıyrıklar, kıymık batmaları gibi olaylardan kaynaklanmaktadır. Bu durumlarda farkına varmadan tetanos mikrobu bulaşması mümkündür. Bu nedenle en ufak bir çizik, sıyrık, yaralanma bile itina ile temizlenmelidir.

Gebelikte Enfeksiyon Hastalıkları: YENİ DOĞAN TETANOSU

YENİ DOĞAN TETANOSU
YENİ DOĞAN TETANOSU

28 günlükten küçük bebeklerde görüldüğünde tetanos yeni doğan tetanosu adını alır. Yeni doğan bebek ölümlerinin en önemli nedenlerinden biridir.

Yeni doğan bebeklerin göbek kordonu, tetanos mikrobunun vücuda girmesi için elverişli bir ortamdır. Doğumun temizlik kurallarına uygun ve sağlık personeli yardımı olmadan yapılması, göbek kordonunun taş, bıçak, jilet gibi steril olmayan (kaynatma ve benzeri yollarla mikroplardan arındırılmamış) aletlerle kesilmesi ile bulaşır.

Göbek üzerine toprak, kül vb. maddeler koyma veya çocuğu toprağa sarma, bebekte tetanosa neden olabilir. Bu tür uygulamalar kesinlikle yanlıştır.

Tetanos bebeği nasıl etkiler?

Tetanos mikrobu bulaşan bebekte hastalığın belirtileri 3-28. günler arasında ortaya çıkar. İlk ve en önemli belirtisi bebeğin annesini emerken güçlük çekmesidir.

Tetanos, doğduğu ilk iki günü emme ve ağlaması normal olan bir bebekte daha sonraki günlerde emme/ beslenme problemi, vücudunda katılık, kasılma veya havale geçirme gibi belirtilerle ortaya çıkar. Bu belirtilerin görülmesi durumunda bebeğin hemen bir doktora götürülmesi gereklidir. Tetanos, az gelişmiş ülkelerdeki en önemli bebek ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer almaktadır. Çoğu zaman bebekler hastalığın tanısı konulmadan öldüğünden, hastalığın ne kadar yaygın ve tehlikeli olduğu anlaşılamamaktadır.

Yeni doğan tetanosu önlenebilir mi?

Tetanos önlenebilen bir hastalıktır. Önlemenin en etkili yolu annenin hamileyken tetanos aşışı yaptırmasıdır. Bu aşı sayesinde bebek doğduğunda hastalığa yakalanmaktan kurtulacaktır.

Annenin daha önce tetanos hastalığını geçirmiş olması bağışıklık sağlamaz. Bu nedenle tercihen hamile kalmadan önce bu aşıyı yaptırmanız önerilir. Bunun için hamileliğinizi plânlamış olmanız gerekmektedir. Eğer bu mümkün değilse hamile olduğunuzu öğrendiğinizde doktorunuzla görüşerek toplam üç doz tetanos aşısı olmalısınız. Hamile kadınlarda tetanos aşışının 20. gebelik haftasından itibaren yapılması önerilmektedir.

Ülkemizde tetanos aşışı 20. gebelik haftasını tamamlamış olan anne adaylarına, sağlık ocaklarında ücretsiz olarak yapılmaktadır.

Doğumu hastanede, temiz koşullar altında yapacak olan bazı hamileler için doktorlar tetanos aşısına gerek olmadığını söyleyebilirler. Ancak ülkemizde hastane doğumlarında da kimi zaman yeni doğan tetanosu ile karşılaşılabilmektedir. Ayrıca doğum temiz koşullarda gerçekleşse bile hastaneden çıktıktan sonra göbek bakımının uygun yapılmaması nedeniyle tetanos görülebilmektedir. Bu nedenle doğum yapacağınız yerin temiz olduğundan emin olsanız bile gebelik döneminde tetanos aşısını mutlaka yaptırmalısınız.

Bebeğinizi tetanosdan korumak için yaptıracağınız aşının yanı sıra, doğumunuzun temiz koşullarda sağlık personeli eşliğinde yapılması, bebeğin göbek kordonunun kesilmesi ve göbek bakımının temiz koşullarda yapılmasına özen göstermelisiniz.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu